18 Şubat 2007

ZEYTİNYAĞLI HAVUÇ YEMEĞİ

Neden bu kadar ihmâl ettim bloğumu? Aslında "anne"nin mesajı olmasaydı, bu tarif tozlu raflarda bekliyor olacaktı. Gerçekten de ev, iş, doktora dersleri derken yine unuttum küçük tatları:) Bu aralar oldukça yoğun günler yaşıyorum. Eşimin iş nedeniyle İstanbul'a gitmesi de blog çalışmalarımı aksattı açıkçası. Sadece hafta sonları eve geldiğinden, cumartesi-pazar da koşuşturma içinde geçiyor. Her neyse, bundan sonra en az haftada bir tarif vermeye gayret edeceğim. Gelelim zeytinyağlı havuç yemeğimize... Annemin favori zeytinyağlı yemeklerinden birisidir bu yemek. Hafif ve lezzetli bir tat, üzerine sarmısaklı yoğurtta pek yaraşır. Gelelim malzemelerimize...

Malzemeler:

  • 4-5 orta boy havuç
  • 1 kuru soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 1 avuç pirinç
  • isteğe göre bir kesme şeker (havuç zaten tatlı olduğundan ben eklemiyorum)
  • sızma zeytiyağı (miktarını göz kararı ayarlıyorum)
  • dereotu
  • tuz

Düdüklü tencereye yemeklik doğranmış soğanı, kıyılmış sarmısağı, çubuk kesilmiş ve ikiye bölünmüş havuçları, bir tutam tuzu koyup iyice ovuşturuyoruz. Pirinci ve zeytinyağını ekleyip, az su koyup kapağı kapatıyoruz. Buhar çıktıktan sonra 10 dakika pişmeye bırakıyoruz (Düdüklüye göre değişebilir bu süre, havuçlar yumuşayıp, pirinçler pişene kadar diyelim). Ilıyınca, üzerini ince kıyılmış dereotu ile süslüyoruz. Arzu edenler, sarmısaklı yoğurtla yiyebilir, çok lezzetli oluyor.

Afiyet olsun...

27 Ağustos 2006

JAPON YEMEKLERİ

Sıra geldi Japon yemeklerinden bahsetmeğe... Japon yemekleri, çoğu kişi için, özellikle Türk yemeklerinden sonra çok farklı gelebilir. Evet, çok değişik bir mutfak, ama çok da sağlıklı. Çin mutfağından farklılığı, daha az yağlı ve balık ağırlıklı olması. Bir adada yaşayınca, doğal olarak balık ağırlıklı besleniliyor. Öyle ki, gerçekten de balığı çiğ dilimleyip tüketiyorlar (sashimi). "Wasabi" denen, "horse radish" (at turpu olarak mı çevrilir bilemiyorum) macun kıvamında yeşil bir sosları var, "sushi"de ve çiğ balıkla çok tüketiliyor. Özelliği, mikropları öldürmesiymiş. Bir tür antiseptik madde yani. Yalnız çok kullanmamak lâzım, insanın burnundan çıkan bir acısı var! Ben "tempura"yı (Tempura aslinda Japonlarin her turlu sebze, hatta deniz urunleri icin kullandiklari bir pisirme teknigine verilen ad. Bir hamura bulayip bol yagda kizartma sekli oluyor diyor Zinnur) Soldaki resimde görülüyor; resmin kaynağı:Wikipedia ) çok sevdim.
Bir gece bir Japon ailenin yanında misafir oldum. İşte o akşam yediklerimin bir bölümü:

Solda gördükleriniz arasında, bir soslu sebze kızartması var ki, muhteşem bir tat! Hatırladığım kadarıyla şöyle yapılıyor: soya sosu, sirke ve suyu karıştırıp, biber, patlıcan, vb. kızartıyorsunuz ve bu sosa yatırıyorsunuz. Görüntü muhteşem, lezzet bir o kadar muhteşem. Tatlı küçük patatesler, taze soya fasulyesi (bezelyeye benziyor), karides böreği, saşimi, sushi, ... yanında da tabi ki sake (pirinç şarabı). Çok güzel bir geceydi. Ev sahibim olan Oba-san ve eşini hiç unutmayacağım...

19 Ağustos 2006

JAPONYA YOLCULUĞU-2

Japonya izlenimlerimi anlatmaya devam ediyorum... Önceki yazımda bahsettiğim küçük kız Sadako'yu simgeleyen "çocuklar anıtı" ve ilkokul çocuklarının barış adına yaptıkları kağıt kuşlar çok etkiledi beni...
Bir de yemekler var tabii... Türkiye'den iki kişi gittik Japonya'ya.. Ve gittiğimiz günün ertesi eğlence hayatına atıldık :)) Daha önce Japon barlarının (İzakaye deniyor sanırım) özgün olduğunu duymuştuk ve şans eseri bir aile işletmesinde akşam yemeği yedik. Aşağıda arkadaşınızı çorba içerken (ya da yerken :) görüyorsunuz).




Gördüğünüz gibi acemice de olsa yemeye gayret ediyorum:)